Ana içeriğe atla

Big Brother: İnternet


İnternet artık sosyal, bireysel ve iş hayatımız için vazgeçilmezin ötesinde bir zorunluluk. Global
Dijital Rapor (Global Digital Report) 2018 yılında dünya üzerinde internet kullanıcı sayısını 4.021 milyar, sosyal medya kullanıcı sayısını ise 3.196 milyar olarak açıkladı. Dünya nüfusunun ise 7,6 milyar olduğunu söylemekte fayda var.
Bizler de Türkiye’de internet kullanan bireylerin oranı olan %66,8’lik (TÜİK) dilimin içerisindeyiz.

Her gün internet kullanırken kendimizle ilgili bilgileri, ilgi alanlarımızı, kimliğimizi açığa çıkartmış ve gizliliğimizi azaltmış oluyoruz. Sadece sosyal medya değil internette paylaştığımız her bilgi, beğenilerimiz, girdiğimiz siteler, alışverişlerimiz gibi dijital olan tüm eylemlerimiz dijital ayak izimizi oluşturuyor. İnternette bıraktığımız izler ise uzun bir süre kalıyor ve açığa çıkan her bilgimizin finansal bir değeri var. Bu bilgiler haberimiz olmadan üçüncü partiler ile paylaşılıyor, satılıyor. Sadece dijital ayak izini toplama amacı ile geliştirilen 630 takip teknolojisi bulunuyor.

Kim nasıl kullanıyor?

Dijital ayak izi şirketlerin hedef kitlelerini oluşturmasında, reklamcıların bizi takip etmesinde işlerini
oldukça kolaylaştırırken paylaştığımız özel bilgiler kötü amaçlar için kullanılabiliyor, anlık yapılan paylaşımların etkisi sandığımızdan çok daha farklı. Dijital ayak izimizin ileride sosyal hayatımızı zedeleyebileceği hatta iş görüşmelerimizi bile etkileyebileceği öngörülüyor. Dijital ayak izi sadece internette yapılan paylaşımlarımız değil, dijital olarak yapılan her işlemi kapsıyor. Akla gelmesi zor olacak bir örnekle açıklayalım. Sigorta şirketleri, kredi kartı ile ödemesini yaptığınız alkolün ardından yine kredi kartı ile park ücretini ödemenizi bilebilir. Siz alkol kullanmasanız dahi olası bir kaza durumunda sigorta şirketi bu bilgiyi kullanacaktır. 

Günümüzde hemen hemen herkesin sahip olduğu dijital ayak izi ise en çok çocuklar için tehlikeli olabiliyor. Çocukların interneti bilinçsizce kullanması ve olası etkilerinden haberdar olmayışları geleceklerini etkileyebilir. Teknoloji her alandaki etkisini arttırırken dijital ayak izinin kullanımı ilerleyen yıllarda daha da artacaktır. Peki çocuklarımız ve kendimiz ile ilgili dijital ayak izimizi nasıl kontrol edebiliriz? Tamamen yok etmenin bir yolu var mı? 

Dijital ayak izini tamamen yok etmeye çalışmak aslında hem olası hem de yapılması doğru olmayan bir çaba olur. Her konuda olduğu gibi dijital ayak izinin kontrolünde en önemli yöntem eğitim ve farkındalık. Günümüzde çocuklar teknoloji ile neredeyse doğdukları an tanışıyor, uzmanlar dijital ayak izi konusunda eğitimin, ilköğretimin ilk iki yılında başlaması gerektiğini belirtiyorlar. Bu konuda yaratılacak olan farkındalık ile çocuklar çevrimiçi hayatlarındaki hareketlerinin olası kötü etkilerini engelleyebilirler, interneti daha bilinçli kullanabilir. Dijital ayak izimizi kontrol altında tutmak için paylaşımlarımızı ve internetteki aktivitelerimizi daha bilinçli yapmamızda fayda var. Bu sayede hangi bilgilerimizin üçüncü taraflar ile paylaşılacağını kontrol altında tutabiliriz.

Tabii tüm bunların yanında, kurumları hedef kitlesi 
ile buluşturabilmesi nedeni ile markalar için
çoktan vazgeçilmez hale geldi. Dijital ortamda bıraktığımız izleri takip eden firmalar, biz tüketicilerin özel zevklerini, ihtiyaçlarını çok rahat öğrenip, bize özel ve her yerde göreceğimiz reklamlar ile bize ulaşıyorlar. Tüketiciler olarak bizler de genelde bu durumdan şikayetçi görünsek de ayak izimizi iyi takip edip bize doğru zamanda ulaşan markaları tercih ediyoruz. Tüketici tarafında da aranılan ürün ya da hizmetin ayağa gelmesi gibi bir durum söz konusu ki bu da sürekli izleniyor olmanın iyi tarafı... Sonuç; iyi niyetli kullanıldığı zaman teknoloji bireysel ve kurumsal olarak hepimizi mutlu ediyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UML ve Modelleme – Bölüm 3 (Use Case Diyagramlar)

Önceki iki makalemizde (1, 2) UML’e genel olarak değinip ve modellemede kullanacağımız dokuz diyagram hakkında bilgiler vermiştik. Bu makalemizde Use Case diyagramından detaylı bahsedeceğiz. Öncelikle, genel Use case diyagramının tanımını hatırlayalım. “Bir kullanıcı ve bir sistem arasındaki etkileşimi anlatan senaryo topluluğudur.” Ivar Jacobson Senaryo tanımı için der ki:
“Aktörle sistem arasında gerçekleştirilen, sonucunda aktöre farkedilir getirisi/ faydası oluşan etkileşimli diyalogdur. ” UML Use Case Diyagramları  sistemin işlevselliğini açıklamak amacıyla kullanılır. Sistemin birbirinden ayrı özelliklerinin detaylarını göstermekten ziyade, Use Case Diyagramlar, tüm mevcut işlevselliği göstermek için kullanılabilir. Buradaki en önemli noktalardan biri,   Use Case Diyagramlar temelde sequence diyagram ve akış diyagramlarından farklıdır. Use Case diyagramlar dört ana elemandan oluşmaktadır. Aktörler, Sistem (Proje kapsamını belirtir), Use Caseler ve bunlar arasındaki ilişkiler. Şekil…

UML ve Modelleme – Bölüm 4 (Class (Sınıf) Diyagramları)

Bir önceki makalemizde UML modellemede kullanılan ilk diyagram olan Use Case diyagramını incelemiştik. Bu makalemizde nesne tabanlı programlamada kullanılan sınıflar ve sınıfların arasındaki ilişkileri modelleyebileceğimiz diyagramlar olan Class(Sınıf) diyagramlarını inceleyeceğiz. UML’de sınıflar, nesne tabanlı programlama mantığı ile tasarlanmıştır. Sınıf diyagramının amacı bir model içerisinde sınıfların tasvir edilmesidir. Nesne tabanlı uygulamada, sınıfların kendi özellikleri (üye değişkenler), işlevleri (üye fonksiyonlar) ve diğer sınıflarla ilişkileri bulunmaktadır. UML’de sınıf diyagramlarının genel gösterimi aşağıdaki gibidir. Şekil 1. Class Diyagram Şekil1’de görüldüğü üzere bir dikdörtgeni 3 parçaya bölüyoruz. En üst bölüm sınıf adını, orta kısım özellik listesini (üye değişkenler) ve en son kısım, işlev listesini (üye fonksiyonlar) göstermektedir. Çoğu diyagramlarda alt iki bölüm çıkarılır. Genelde tüm özellik ve işlevler gösterilmemektedir. Amaç, diyagramın sadece belirli k…

Cluster ve clustering nedir? Cluster oluşturmanın faydaları nelerdir? (Bölüm I)

Cluster, basit anlamda benzer bir amaç için belirli bir konfigürasyon yapılarak aynı görevi birlikte ya da yedekli çalışmasını sağlayan servistir. Cluster farklı amaçlarla oluşturulabilir fakat son kullanıcı tarafından her zaman tek bir bilgisayar gibi gözükecektir. Bir cluster oluşturmak için en azından iki adet sunucuya ihtiyaç vardır ve bir cluster içindeki her bir sunucu “node” olarak adlandırılır. İhtiyaç olan hizmete göre çeşitli sayıda nodelar bir araya gelerek clusterları oluşturmaktadır. Bir cluster oluşturmak için gerekli sebepler daha fazla performans ihtiyacı, yüksek erişilebilirlik (high availability) ya da her ikisi birlikte olabilir. Şimdi cluster çeşitlerini çok fazla ayrıntıya girmeden biraz daha yakından inceleyelim. Yüksek erişilebilirlik (High-availability) clusterlarıBu tip cluster yapısında öncelik erişilebilirliği arttırmadır. Bunu tek bir sunucunun görevini herhangi bir donanım yada yazılım problemi oluştuğunda diğer bir sunucunun otomatik olarak devralması olara…