Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Örgütsel Sessizlik Çok Gürültülüdür

Günümüzde artık birçok organizasyon çok uluslu ve çok kültürlü ortamlarda faaliyet göstermekte. Bu nedenle çalışanların birbirinden farklı görüş ve önerilere sahip olması kaçınılmaz. Önemli olan, bu farklılıkları zenginliğe dönüştürerek katma değer yaratmaktır. Çalışanların örgütsel kararlara katılması, yaratıcı fikirler sunması şirketler tarafından istenen bir durumken örgütsel sessizlik ne yazık ki bunun önüne geçebilmekte. 

Örgütsel sessizlik tanım olarak bakıldığında, çalışanların belirli konu ve sorunları bildikleri halde sessiz kalmaları ve yöneticilerini bilgilendirmemeleri anlamına gelir. Modern organizasyonlar, çalışanlarını kararlara katılma, yetkilendirme, güçlendirme gibi konularda teşvik etmesine rağmen yapılan araştırmalar, çalışanların kendilerine güvendikleri halde düşüncelerini açıklamada tereddüt ettiklerini, açıkça konuşmayı riskli
bir durum olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Sessiz kalınan konuların başında ise meslektaşların bilgi, beceri ve yetenek açıs…
En son yayınlar

Dijital Kalitenin Önemi

Günlük hayatımızda çok sık kullandığımız “kalite” kelimesi, kurumlar için çok daha büyük bir anlam   taşıyor. Ürünlerinin değerini belirleyen “kalite” olgusu, kurumların müşterilerine taahhüt ettiklerini karşılama konusunda belli standartları sağlaması olarak tanımlanabilir.
Diğer bir tanım ile; önceden tespit edilmiş olan özelliklere ya da standartlara göre üretim yapma olgusudur.

Üretim için gerekli olan en önemli unsur ise ham madde/yarı mamuldür. Ham madde veya yarı mamul minimum bir işlemden geçip ana ürünü oluşturur. İşletmenin kendi standartlarına veya dünyada kabul görmüş standartlara göre ürünü üretmesi için her bir aşamada, (ham madde, yarı mamul ve ürünlere) kalite kontrol işlemi yapması gerekmektedir.

Konuyu bir örnekle açıklamak daha kolay olacak. Bu nedenle hayali paketlenmiş küp domates işi yapan bir işletme üzerinden ilerleyelim.
İşletme, üretim yapacağı fabrika için ham madde olarak satın aldığı domatesi, farklı bölgelerden tedarik ettiğinde farklı özelliklerde domate…

İş Hayatında "Y Kuşağı"

Y kuşağı. Teknoloji/İnternet/Dijital Kuşağı. Bir diğer adıyla “Millennials”. Bugün Türkiye’de nüfusun %35’i Y kuşağına ait. 80’lerin başından 90’ların sonuna kadar uzanan dönemde dünyaya gelen bu neslin insanları iş dünyasına tamamıyla farklı bir boyut getirdiler. Bu neslin artık yavaş yavaş iş dünyasında önemli pozisyonlara gelmesiyle birlikte, “geleneksel” iş hayatının yerini daha özgür, sosyal ve yenilikçi bir iş hayatı almaya başladı. Günümüz çalışma hayatının kurallarını önceki kuşaklar belirledi, ancak Y kuşağı bu kuralları değiştiriyor. 

Teknolojinin hayatı kolaylaştırmasını seven bu kuşak, X kuşağı tarafından biraz tembel olarak nitelendirilse de getirdikleri yenilikler sayesinde artık iş yerlerinde insanlar daha verimli çalışabiliyor ve daha başarılı sonuçlar elde edebiliyorlar.

X Kuşağı olarak da adlandırılan bir üst jenerasyondan yöneticilerin çoğu Y Kuşağından gelen çalışanlarını daha çok çalışmaları için sürekli zorluyor. Ancak konu bu kitleyi motive etmeye geldiğinde ne…

Ortak Noktamız: Yeşil

Giderek artan çevre problemleri ile dengesi bozulan doğa bizlerin ve gelecek nesillerin hayatlarını olumsuz etkiliyor/etkileyecek. Bunu önlemek adına bireysel olarak alabilceğimiz önlemler olduğu gibi birçok şirket bugün çevre bilinci kazanmış durumda. Bu duyarlılık ile çalışma ortamında ve iş süreçlerinde düzenlemeler yapılıyor. Bu çalışmalar günümüzde yeni bir kavram ortaya çıkardı. “Yeşil Organizasyon”. Yeşil Organizasyonlar, çevresel sorumluluk duygusu ile faaliyette bulunan örgütleri ifade eder. Faaliyetlerinde; su, hava ve toprakla ilgili çevresel zararları ve bunların yanı sıra atık, gürültü ve eko-sistemi dikkate alan ve çevreye zarar verebilecek atıkları minimize etmeyi amaçlayan örgüt anlamına geliyor.

Yeşil organizasyonların hedefi; işletme amaçlarında, fonksiyonlarında, organizasyon yapısında ve üretim süreçlerinde çevreyi ön plana alacak şekilde faaliyetlerini düzenlenmek. Bunu da ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemi Standartları ile belgeliyorlar. Binaların inşasından b…

Ikigai Nedir?

İkigai, 'var olma sebebi' anlamına geliyor. Japonca “iki”; yaşam, hayat anlamına gelirken, “gai”; etki, sebep, yarar anlamına geliyor. Bu iki küçük kelimenin birleşiminden ortaya “yaşama sebebi” anlamı çıkıyor. Yaşama sebebi olarak çevirisi yapılan ikigai kelimesini Japonlar “sabah uyandığınızda sizi yataktan çıkaran şey” olarak tanımlıyor. Aslında hepsi aynı noktada birleşiyor; yaşam enerjimizi nerden alıyoruz?

Hepimizin kendimize sormamız gereken bir soru bu “Uyandığımda beni yataktan çıkaran şey ne?”

Uğraşmaktan zevk aldığınız bir hobi, işiniz, aileniz, para, birilerine yardım etme ihtiyacı, herhangi bir şey. Bu felsefede önemli olan sebebinizi bularak aynı zamanda kendinizi de bulabilmeniz.

“Biz kendi kendimize nereden bulacağız sebebimizi?” diyecek olursanız kendinize sorabileceğiniz birkaç basit soru var; “En çok neyden zevk alıyorum, neyi seviyorum?”, “En iyi olduğum konu ne?” “Dünyanın neye ihtiyacı var ve inandığım şeyler ne?”, “Ne yaparak para  kazanıyorum/kazanab…

“Arbejdsglæde” Nedir, Nasıl Elde Edilir?

Danimarka için iş yerinde mutlu olmak benimsenmiş bir durum olmasının yanı sıra “arbejdsglæde” kelimesi ile bunu tanımlamışlar. “İş” anlamına gelen arbejde ve “mutluluk” manasındaki glæde kelimelerinin birleşimi olan arbejdsglæde “iş yerinde mutluluk” demek. Bu bir tesadüf değil tabi.
Danimarkalılar için iş yerinde mutluluk genel geçer bir kavram iken bizde durum nasıl? Sabah kalktınız, yeni bir güne başladınız. İş yerine geldiğinizde, bir önceki günden yarım kalan dosyalar, çalmaya başlayan telefonlar ve yetiştirmeniz gereken acil projeler sizi bir girdaba soktu. Günler böyle akıp gidiyor, her ne kadar işinizi çok sevseniz de aldığınız zevk ve tatmin giderek azalıyor. Bu rutin döngüden kurtulmak ve günü Danimarkalılar kadar mutlu geçirebilmek için ne yapmalı?  Bilim insanları mutluluğun bir seçim olduğunda hemfikir. Günümüzün önemli bir kısmını işte geçirdiğimizi düşünürsek, bu zamanı verimli ve pozitif geçirmek oldukça önemli. Negatif enerji yayan insanlardan uzaklaşmak, kötü düşün…

Gıda İsrafına Dijital Çözüm

Ülkemizde meyve ve sebzenin %28’i, henüz
mutfağa gelmeden israf oluyor. Her yıl 214 milyar TL’lik gıdayı çöpe atıyoruz. Dünya genelinde ise yaklaşık 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor ve bu durum 3,3 milyar ton karbondioksitin  yayılmasına neden olarak küresel ısınmayı hızlandırıyor. Derlediğimiz bilgiler, gıda sektöründe depolama ve dağıtım aşamasında yaşanan israfın, tüketim aşamasında yaşanan israftan çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, hane halkı tüketim harcamalarında %19,7’lik pay ile konut giderlerinin ardından en büyük ikinci gider kalemi olan gıdada yaşanan israfın ülke ekonomisine faturası yıllık 214 milyar TL. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporuna göre ise yalnızca geçen yıl üretilen 60 milyon ton bitkisel ürünün 9,5 milyon tonu tüketiciye ulaşmadan heba oldu. Dünya genelinde ise yaklaşık 1,3 milyar ton gıda her yıl israf oluyor. Nihai tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını değiştirmesi israfı azaltabile…