Ana içeriğe atla

Yazılım Hata Yönetimi

Her yazılımcının hayalidir hatasız program yazmak. Ama bu sadece teoride mümkün olabilir, gerek platform, gerek analiz, gerek test, gerekse kodlamaya dayalı hata çıkabilme oranı %50 seviyelerindedir.  

Yazılım sektöründe  hatalara genel olarak BUG adı verilir. 

BUG kelimesinin tarihçesinin bilgisayarların bir oda kadar olduğu zamanlarda o odalarda görülen gerçek böceklere dayandığını bilmek belki bir nebze olsun sizi rahatlatacaktır.

Hayal edilen hatasız program yazmak olsada birçok hata çıkabileceğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Yine de amaç daha az hata çıkmasını sağlamak, çıkan hatalara da kısa sürede çözüm sağlayabilmek olmalıdır. Hata neden çıkar? ya da Hata çıktığında nasıl bir yol izlemek gerekir? bilgisi programcının kodlama kalitesini arttıracağı gibi uygulamanın başarısını da arttırır.

Bug oluşumunun birçok sebebi olduğu halde genel nedenleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir;

Önce kodla sonra düşün yaklaşımı:

Çoğu zaman, ihtiyacın analizine yeterli zaman ayrılmadığında/ayrılamadığında karşılaşılan durumdur. Kodlama yapılırken hatta sonuna doğru çok fazla değişiklik gerektirir, bazen işin en başına dönme durumları oluşur. Bu da hem kodlama süresini arttırırken hem de işin sonunda aslında istenilenden farklı bir uygulama çıkmasına sebep olabilir. Bu nedenle bir ihtiyacın analizi aslında işin temelini oluşturduğundan en önemli kısmıdır.

İhtiyacın yanlış çözümlenmesi ve/veya yanlış anlaşılması:

İhtiyaç net cümlelerle gerekirse ekran ekran, satır satır belirtilmediğinde, programlamayı yoruma açık hale getirmeye neden olacaktır. Bu da istenenden farklı bir uygulama çıkmasına veya zamanın boşa harcanmasına neden olabilir. Bu nedenle kodlamaya başlanmadan önce netleşmemiş bir adım olmaması çok elzemdir.

İhtiyacın mühendislik/modelleme aşamasına yeterince zaman ayırmamak ya da bu aşamanın atlanması:

Programlamaya başlamadan önce ihtiyacı düşüncede değerlendirmek , hatta onu kağıt üstüne dökmek, adım adım algoritmasını çıkarmak; o işte karşılaşabileceğiniz aksaklıkları, hataları önceden görmenizi sağlayacağı gibi işi bölümlemenizi sağlayarak kodlama süresini de kısaltacaktır. Bu da biten uygulamada çıkan hataları büyük oranda azaltır.

Değişkenlerin doğru kullanılmayışı:

İlk değerlerin atanmaması, taşmalara sebep olacak veri tiplerinin kullanılması, tip dönüşümlerinin kontrolsüz gerçekleştirilmesi, değişkenlerin gerektiğinde sıfırlanmamaları basit ve çoğu zaman atlanan kontroller olduğu halde uygulamada ilk ve çoğunluk hataların alınma sebepleridir.  

Girdilerin doğruluğunun sınanmaması:

Ekrandan girilebilecek ya da farklı sistemlerden gelen parametrelerin kontrol edilmeksizin ya da yeterince kontrol edilmeksizin kullanılması da hatalara sebebiyet verir. Bu aşamada yazılımcı kontrolleri yetersiz kalabileceğinden test ekibi tarafından ilk kontrol edilecek adımlardan olmalıdır.

Kodlamanın gerektiği kadar basitleştirilmemesi:

Birçok işi bir arada yapan süper fonksiyonların/nesnelerin kodlanması, yordamların çok uzun olması, katman ve görevlerin birbirlerinden yeterince ayrıştırılamaması kod akışının takibini zorlaştırdığı gibi, zamanla yordamın asıl amacından çıkılmasına neden olabilir. Bu nedenle yordamların en küçük iş bloklarına kadar ayrılmış olması hem işin takibini kolaylaştıracak, hem de ortak kullanıma daha uygun hale getirecektir. Bu da büyük projelerde kod kirliliğini önlerken, maliyeti de azaltır.

Hatanın neden çıktığı , nasıl önlenebileceği konuları sorunun kaynağını düzeltir. Fakat gerçek hayatta sadece kurallara uymak yeterli olmaz. 

Eski veya çok büyük bir projede çalışıyorsanız, projede çok sayıda kişi çalışıyorsa ya da projede çok sayıda modül varsa; tüm bu kurallara proje başlangıcından beri uyulmuyorsa hata çıkabilir. Ya da var olan bir projeye ekleme yaptığınızda kod etkileşimi varsa da öngöremediğiniz bir hatayla karşılabilirsiniz. Bu durumda hatayı önlemek kadar, var olan bir hatayı doğru ve hızlıca çözmek de en az hata yapmamak kadar önemlidir. 

Esin KAPUCU

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UML ve Modelleme – Bölüm 3 (Use Case Diyagramlar)

Önceki iki makalemizde (1, 2) UML’e genel olarak değinip ve modellemede kullanacağımız dokuz diyagram hakkında bilgiler vermiştik. Bu makalemizde Use Case diyagramından detaylı bahsedeceğiz. Öncelikle, genel Use case diyagramının tanımını hatırlayalım. “Bir kullanıcı ve bir sistem arasındaki etkileşimi anlatan senaryo topluluğudur.” Ivar Jacobson Senaryo tanımı için der ki:
“Aktörle sistem arasında gerçekleştirilen, sonucunda aktöre farkedilir getirisi/ faydası oluşan etkileşimli diyalogdur. ” UML Use Case Diyagramları  sistemin işlevselliğini açıklamak amacıyla kullanılır. Sistemin birbirinden ayrı özelliklerinin detaylarını göstermekten ziyade, Use Case Diyagramlar, tüm mevcut işlevselliği göstermek için kullanılabilir. Buradaki en önemli noktalardan biri,   Use Case Diyagramlar temelde sequence diyagram ve akış diyagramlarından farklıdır. Use Case diyagramlar dört ana elemandan oluşmaktadır. Aktörler, Sistem (Proje kapsamını belirtir), Use Caseler ve bunlar arasındaki ilişkiler. Şekil…

UML ve Modelleme – Bölüm 4 (Class (Sınıf) Diyagramları)

Bir önceki makalemizde UML modellemede kullanılan ilk diyagram olan Use Case diyagramını incelemiştik. Bu makalemizde nesne tabanlı programlamada kullanılan sınıflar ve sınıfların arasındaki ilişkileri modelleyebileceğimiz diyagramlar olan Class(Sınıf) diyagramlarını inceleyeceğiz. UML’de sınıflar, nesne tabanlı programlama mantığı ile tasarlanmıştır. Sınıf diyagramının amacı bir model içerisinde sınıfların tasvir edilmesidir. Nesne tabanlı uygulamada, sınıfların kendi özellikleri (üye değişkenler), işlevleri (üye fonksiyonlar) ve diğer sınıflarla ilişkileri bulunmaktadır. UML’de sınıf diyagramlarının genel gösterimi aşağıdaki gibidir. Şekil 1. Class Diyagram Şekil1’de görüldüğü üzere bir dikdörtgeni 3 parçaya bölüyoruz. En üst bölüm sınıf adını, orta kısım özellik listesini (üye değişkenler) ve en son kısım, işlev listesini (üye fonksiyonlar) göstermektedir. Çoğu diyagramlarda alt iki bölüm çıkarılır. Genelde tüm özellik ve işlevler gösterilmemektedir. Amaç, diyagramın sadece belirli k…

Cluster ve clustering nedir? Cluster oluşturmanın faydaları nelerdir? (Bölüm I)

Cluster, basit anlamda benzer bir amaç için belirli bir konfigürasyon yapılarak aynı görevi birlikte ya da yedekli çalışmasını sağlayan servistir. Cluster farklı amaçlarla oluşturulabilir fakat son kullanıcı tarafından her zaman tek bir bilgisayar gibi gözükecektir. Bir cluster oluşturmak için en azından iki adet sunucuya ihtiyaç vardır ve bir cluster içindeki her bir sunucu “node” olarak adlandırılır. İhtiyaç olan hizmete göre çeşitli sayıda nodelar bir araya gelerek clusterları oluşturmaktadır. Bir cluster oluşturmak için gerekli sebepler daha fazla performans ihtiyacı, yüksek erişilebilirlik (high availability) ya da her ikisi birlikte olabilir. Şimdi cluster çeşitlerini çok fazla ayrıntıya girmeden biraz daha yakından inceleyelim. Yüksek erişilebilirlik (High-availability) clusterlarıBu tip cluster yapısında öncelik erişilebilirliği arttırmadır. Bunu tek bir sunucunun görevini herhangi bir donanım yada yazılım problemi oluştuğunda diğer bir sunucunun otomatik olarak devralması olara…